Döviz kurları
EUR/TRY - 3.7113
RUB/TRY - 0.0573
USD/TRY - 3.4871
TRY/EUR - 0.2686
TRY/RUB - 17.4436
TRY/USD - 0.2858

Tarih

Bodrum’un tarihi, Türkiye’nin diğer pek çok kıyı şehrinin tarihi gibi inanılmayacak kadar uzun ve zengindir. Antik dönemlerde Halikarnas (Bodrum’un eski adı) Karyalılar olarak bilinen bölge yerlilerinin yaşadıkları Karya devletinin bir parçasıydı. Tarihçiler, Halikarnas’ın temellerinin nereye dayandığı hakkında çok az bilgiye sahiptirler. Halikarnas hakkındaki ilk bilgiler M.Ö. 7.y.y.’a dayanır. M.Ö. 5’ci yüzyılda yaşamış olan ve “Tarihin Babası” olarak tanınan Herodot’a göre Halikarnas’ı, Peleponez’in doğu kıyılarında Trözen’den gelen Dorlar kurmuşlardır. Dorlar, yarımadayı anakaraya bağlayan dar kara şeridine Zefirium adını verilmişlerdir. İnsanların binlerce yıl boyunca yaşadıkları Bodrum tarihinin ana dönemleri bu şekilde sıralanabilir:     

İlk yerleşim yeri

Bölgenin yerlileri sayılan Leleg ve Karyalı kabileleri, M.Ö. VI. yüzyılın ortasına kadar küçük ve korunaklı yerleşim yerlerinde yaşamışlar, daha sonraki dönemlerde Yunanlılar ile Helinistik kültürü temelinde tek bir millet oluşturmaya başlamışlar. Bügünlerde 20’den fazla modern şehir, o döneme ait Karya’nın zengin geçmişinin kanıtlarını muhafaza etmekte.         

Pers dönemi

M.Ö. VI. y.y.’nda Persler Halikarnas’ı işgal etmişler ve bölgeyi küçük prensliklere bölmüşler. Kral Mozolos, Karya ve Halikarnas valisi olarak 24 yıl boyunca bu bölgeyi yönetmiştir. Mozolus’un iktidarına kadar Halikarnas oldukça küşük bir şehir niteliğindeydi, ancak Mozolus bu bölgenin geleceği bazı projeler gerçekleştirdi. Bu projeleri uygulayabilmek için halkı ağır vergilere boğdu, başkenti Milasa’dan (bugünkü Milas) buraya taşıyarak Halikarnas’ı yediden inşa ettirdi. Bölge nüfusunu arttırmak amacıyla, diğer şehirleri ve yerleşim yerlerini de buraya taşıttı, Rodos ve Likya’yı işgal etti. Mozolus M.Ö. 353’te ölünce kızkardeş-karısı Artemis II başa geçti. Artemis II yalnızca onüç yıl tahtta kaldı, fakat iki önemli iş yaptı; biri, tarihsel çağların yedi harikasından biri olan Kral Mozolus’un mezarının inşaatını sürdürmek (“mozole” sözcüğü buradan alınmıştır), diğeri de, yeni toprakları işgal etmek. Mozole, gerçek bir harikaydı. Deniz üzerindeki oldukça uzak bir noktadan bakıldığında, 20 katlı bir bina kadar yüksek görülüyordu. Antik yazarların anlattıklarına göre Mozole, dünya harikasıydı. Uzun kenarlarında on bir, kısa kenarlarında dokuz olmak üzere 36 İon sütunu vardı, çatının tepesinde de dört atın çektiği araba içinde Mozolus ve Artemisia’nın heykelleri yer almaktaydı. Mozole’nin yüksekliği 180 İon ayağıydı, bu da yaklaşık 55 metreydi. Bugün bu yeri görmeye gelen ziyaretçiler, ondaki görkemi ancak hayal edebilmektedirler.       

Mozole 1500 yıl boyunca ayakta kalabilmişse de, bir deprem sonunda harabeye dönmüştür. Daha sonra Aziz Jhon’un Şövalyeleri buraya gelerek, harabedeki kalıntıları, kendileri için inşa ettikleri kalenin duvarlarının yapımında kullanmışlardır. Mozole alanı bugün açık hava müzesi olarak düzenlenmiştir. İçeri girildiğinde antik dönemin müthiş yapısına ait mimari parçalar sergilenmektedir.      

Halikarnas birkaç Pers valisi daha değiştirdikten sonra M.Ö. 334’de Büyük İskender Karya ülkesini ve başkenti Halikarnas’ı fethetmiştir.

Büyük İskender

Büyük İskender büyük bir hızla Anadolu’yu fethetmeye başladı ve bir süre sonra M.Ö. 334’de Halikarnas’a geldi. Halikarnaslılar, İskender’i oldukça kızdıran direnişi inatla sürdürdüler. İskender de askerleriyle şehrin surlarından içeri girdi ve kendisine engel olan direnişçilere ceza olarak, tüm şehrin yığınlar halinde yakılmasını emretti. Fakat yerli halka ve Mozole yapısına dokunmadı.  

İskender’in zaptından sonra Halikarnas bir daha eski gücünü kazanamadı. Şehrin tarihi bir süre daha hareketsiz geçti, ancak bilinene göre, M.Ö. 3’cü yüzyılda bu şehirde savaş gemileri inşa ettiren Mısır Kralı II. Pitoleme’nin gücü altına girdi. Roma, Mısır’ı M.Ö. 190 yılında fethettiğinde, Halikarnas da özgürlüğüne kavuştu.

Roma dönemi

MÖ 189 yılında Halikarnas, Apameia barış antlaşması ile Rhodos ada devletinin eline geçmiştir. Fakat Halikarnas’ın Rhodos devletine bağlılığı sadece kağıt üzerinde kalmıştır. Halikarnas’ın özgürlüğü, M.O. 129 yılında Roma, Karya’yı Asya’daki yeni yapısına katıncaya kadar sürdü. Roma İmparatoru Augustos zamanında şehir, bir refah dönemi içine girmiştir.

Bizans dönemi

M.S. 400 yılında, Roma’nın düşüşü ve Hıristiyanlığın yükselişiyle Halikarnas, 25 piskoposluktan oluşan Afrodisyas Başpiskoposluğu’na bağlı olarak, bir piskoposluk mıntıkasına dönüştü. Bu sırada, başkenti Konstantinopol (bugünkü İstanbul) olan Bizans İmparatorluğu, en zengin seviyesine ulaştı. Bu dönemde pek çok tapınak kiliselere çevrilmiştir.   

Türk dönemi

XI. yüzyılın son çeyreğinde Halikarnas Selçuklu Türkleri tarafından fethedilmiştir. Birinci Haçlı Seferi sırasında Bizans İmparatorluğuna iade idilmiştir. 13 y.y. sonlarına doğru, Karya olarak bilinen bölge Menteşe Beyliği’nin eyaletlerinden biri oldu.

1392’de Sultan Bayezit tarafından Osmanlı İmparatorluğu’na katıldı. Bu sırada Aziz John şövalyelerinin kalesi Simirna’daydı (bugünkü İzmir). Moğol lideri Timurlenk 1402’de burayı harap etti; onlar da, Türk Sultanı Mehmet Çelebi’den, yerine yeni toprak talep ettiler. Şövalyelere Halikarnas verildi. Şövalyeler Halikarnas’a geldiklerinde bir deprem sonucu yıkılan meşhur Halikarnas Mozolesini görmüşler ve anıtı taş ocağı olarak kullanarak burada yeni bir kale inşa ettiler. Bodrum Kalesi, Bodrum’un simgesi haline gelmiş ve bugün “Sualtı Arkeoloji Müzesi” olarak kullanılmaktadır.

Maalesef, antik dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnas Mozolesi günümüze gelememiştir. Fakat büyük öneminden dolayı, Halikarnas mozolesinden sonra gelen, aynı stildeki tüm yapılara mozole denmiştir. İngiliz  araştırmacı Newton 1856-1857 yıllarında Mozolede yaptığı kazı sırasında bulduğu kabartmalı, Mausolos va Artemisia’nın heykellerini, dört atlı arabanın parçalarını British Museum’a götürmüştür.           

Osmanlı dönemi

1523’de, Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos’u fethi ile Bodrum kalesi de dahil olmak üzere bölgedeki bütün kaleler Osmanlıların eline geçti ve şövalyeler Osmanlılar tarafından kovuldu. Osmanlı İmparatorluğu böylece yüzyıllarca süren Türk hakimiyeti boyunca bu yöre, Türk kültür coğrafyasının Ege bölgesindeki en uç noktalarından birisi olarak tarihte yerini almıştır.

Bodrum 1779’de Rus donanması tarafından top ateşine tutuldu ve 1824’deki Yunan ayaklanmasında da Türk Donanma Üssü olarak kullanıldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında “Duplex” adlı Fransız savaş gemisi Bodrum’u ateşe tutarak, karaya yanaşmak istedi, ancak halk onları engelledi. Osmanlı İmparatorluğu, Bodrum’u İtalyanlara kaptırdı ve İtalyanlar 1919’da burayı işgal ettiler. Türk Kurtuluş Savaşı’nın kaçınılmaz zaferi sırasında, İtalyanlar 1922’de buradan sürüldü ve Bodrum, olağanüstü güzellikteki doğal çevresinden dolayı, dinlence yeri ve yaşamın tadı çıkarılan bir belde oldu.

Halikarnas’tan Bodrum’a

Bodrum’un antik çağıdaki adı Halikarnassos’dur. Türkçe Halikarnas olarak okunmuştur. 1402’de Aziz John şövalyeleri ile inşa edilen Aziz Petrus Kalesi (Castle of St. Peter) adı verilen kale ile birlikte şehrin Aziz Petrus’a adanmasıyla şehre Petrium adı verilmiştir. Bu isim zaman içerisinde önce Petrum sonra Potrum ve en sonunda Bodrum olarak okunur olmuştur.  Başka bir efsaneye göre antik Halikarnassos’un bulunduğu yerde Roma döneminde gladyatör dövüşleri ve at arabaları yarışmalarının düzenlendiği bir Hipodrom bulunuyordu. Zamanla Hipodrom kelimesinin Bodrum kelimesine dönüşmüştür.